DEVR-İ İSTİLA / EVRAK-I PERİŞAN

,

Namık Kemal’in Avrupa’ya gitmeden önce yayımlanan ilk eseridir. 23 sayfalık tarihî konulu bir risale olarak kaleme alınan Devr-i İstîlâ, öncelikle Tasvîr-i Efkâr’da 13 Aralık 1866’dan 13 Ocak 1867’ye kadar “Devlet-i Aliyye’nin Devr-i İstîlâsına Dâir Bir Makaledir” başlığı ile tefrika edilmiştir. Namık Kemal, Devr-i İstîlâ’yı yedi saat gibi kısa sürede Ebuzziya Tevfik’e dikte ettirmiştir. Devr-i İstîlâ, Tasvîr-i Efkâr’daki tefrikasının ardından 1867’de Tasvîr-i Efkâr Matbaası’nda müstakil bir kitap olarak basılmış, daha sonra 1872’de Evrâk-ı Perîşân’ın baş kısmında yayımlanmıştır.
Eserin ele aldığı tarihî evre, Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş dönemini kapsamaktadır. Bu dönem, Osmanlı Devleti’nin seferden sefere koştuğu ve topraklarını genişlettiği dönemi kapsaması nedeniyle Namık Kemal’in oluşturmak istediği millî tarih anlayışına zemin hazırlaması bakımından önemli bir evre olmaktadır. Namık Kemal, bu uzun tarihî dönem içinde tahta geçen Osmanlı padişahları, Osman Gazi, Sultan Orhan, Murâd-ı Evvel (1. Murad), Yıldırım Bayezîd, Mehemmed-i Evvel (1. Mehmed), Murâd-ı Sânî (2. Mehmed), Bâyezid-i Sânî (2. Bayezid), Selim-i Evvel (1. Selim) ve son olarak da Kanuni Sultan Süleyman’ın şahsiyetlerini ve başarılarını kaleme alır. Namık Kemal, bu uzun tarihî dönemi ele aldığı birkaç sayfalık eseri için “İki asırda ve iki büyük kıt’anın mültekasında cereyan eden bunca vekâyî-i azîmeyi birkaç sahifeye sığdırmak pirinç üzerine Fâtiha yazmak kabilinden…” ifadelerine yer verir. Mehmet Kaplan da Devr-i İstîlâ’da ele alınan uzun tarihî dönemin birkaç sayfaya sığdırılmasına değinerek eserdeki bu yönelişin Montesquieu tesirinden kaynaklandığı yorumunu yapar ve Namık Kemal’in özellikle Montesquieu’nun Roma’nın İ’tilâ ve İzmihlâline Dair Fikirler adlı eserinden esinlendiğini belirtir.

Devr-i İstilâ, dil ve üslup olarak Bârika-ı Zafer’e göre daha sadedir. Buna rağmen birçok sayfada kelime oyunları dikkat çeker. Mehmet Kaplan Devr-i İstîlâ’yı, Bârika-ı Zafer’den ayrı, çıplak nesre yaklaşsa da edebî üslubu koruyan bir eser olarak değerlendirmesine rağmen bu eserin de Bârika-ı Zafer gibi geniş araştırmalara dayanmayan, bilinenleri sanatkârane bir şekilde dile getiren bir risale olduğunu ifade eder. 5315

Dil

Yayınevi

Yazar

Basım Yılı 1301 (1884)
Sayfa Sayısı 379
Yayın Yeri İstanbul
Çevirmeni
Durumu Ciltli iyi Kondisyon